Bazen oturup eski zamanları, çocukluğumu ve o dönem yaşadığım mahalleyi hatırlıyorum. Gözümün önüne gelen ilk şey, insanların yüzündeki o samimi gülümseme oluyor. Arkadaşlarımı düşünüyorum, komşularımızı tek tek hatırlıyorum; kimse kötü değildi, kimsede bir hainlik, bir arkadan iş çevirme yoktu. İnsanlar azla yetinirdi ama iyiydiler. En önemlisi de insandılar.
Peki, ya şimdi?
Bugün sokağa çıktığımda gördüğüm manzara karşısında hayrete düşüyorum. Herkesin yüzü asık, herkes somurtuyor. İnsanlar birbirinin yüzüne öyle bir bakıyor ki, sanki herkes birbirine düşman, herkes bir kötü bakış peşinde. İş öyle bir boyuta geldi ki, sokakta karşı karşıya gelen tanıdıklar birbirine selam vermemek için resmen kaçışıyor, yollarını değiştiriyor.
En acısı da ne biliyor musunuz? Bu durum sadece büyüklere özgü değil. Büyük, küçük fark etmeksizin herkeste bir hainlik, bir düşmanlık peşinde koşma hali var. Kimse kimsenin başarısını, mutluluğunu, iyi olmasını çekemiyor. İçimizdeki o eski iyiliğin yerini amansız bir hasetlik almış durumda.
Gerçekten sormadan edemiyorum: Ne oldu bu insanlara? Nasıl bu hale gelindi? Biz ne ara birbirimize bu kadar yabancı, bu kadar düşman olduk?
İçinde yaşadığımız bu toplumsal çürümeyi izlemek, insanların bu amansız değişimine şahit olmak gerçekten akıl alır gibi değil.
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)